Murat Gündüz

            MURAT GÜNDÜZ: "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür" en sevdiği dize...

Murat deyince dostluk denen kavramın tam kararılığı geliyor aklıma. Yirmi iki yıllık kısacık yaşamında, yedi yılını acı ve tatlı anılarıyla paylaşma fırsatı bulduğum Murat, katıksız sevgiyi ve dürüstlüğü en yoğun yaşamış evrensel sevginin, kardeşliğin savunuculuğunu aklıyla birleştirmeyi başaran gelecek vaad eden ender insanlardan biriydi. Yaşamını hep yeniliklere açan araştırmacı, yargılayıcı, nedenleri-niçinleri sorgulayıcı kişiliğiyle insanların sevgisini kazanan O büyük insan... MURAT, otelden yaralı olarak kurtarabildiğimiz kardeşi Birsen'in deyimiyle "hayran olunacak insandı."

Otelde birlikteydik, son telaşa, karanlığa, izdihama kadar. Şu an bile olayları yeniden yaşıyorum. Ya Murat'ın o oteldeki serinkanlılığı. Büyük bir çabayla dışardaki olayları gözlemleyişi ve seyirci kalan polisleri anlatması hâlâ kulaklarımda. kız arkadaşlarımızı dördüncü kata aldıktan sonra, üzerimize gelen ölümden habersiz şenlik havasındaydık, diri diri yakılacağımızı bilemezdik. Murat'la birlikte aşağıda son ana kadar büyük bir umutla yardım bekliyorduk. 0 vardım hiç gelmedi.

Büyük şair Nazım HÎKMET'in

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür,

Ve bir orman gibi kardeşçesine

Bu hasret bizim

.....

Dizelerini dilinden düşürmeyen Murat'ın, bu dizeleri kendi yaşam felsefesiyle bütünleştirdiği ise bildiğim bir gerçekti. Murat'ı hep onurlu yaşamıyla anacak ve onu gücüm ölçüsünde yaşatacağım, yaşatacağız. Bu sorumluluk duygusunu bedenimin derinliklerinde hissediyorum...

Yüksel Yıldırım
_______________________________________________

Murat Gündüz, Ankara Üniversitesi Fizik Bölümü son sınıf öğrencisiydi. PSAKD şenliklerinde kurulan kitap standında görevliydi. Çok istediği için yanına kızkardeşi Birsen’i de almıştı. Ankara’dan Murat ile Birsen’i kendi yolcu ettiğini anlatan baba Mehmet Gündüz son günü şöyle anlatıyor:

“Çok heyecanlıydılar, hatırlıyorum ikisi de çok mutluydu. Otobüsten nasıl el salladıkları gözümün önüne geldikçe kahroluyorum. Türküler söyleye söyleye gitmişlerdi. Ancak bu hava uzun sürmedi. Otelde yangın çıktığında Murat’ın Birsen’i kurtarmış daha sonra kardeşine, ‘Ben hemen döneceğim korkma’ diyerek, arkadaşlarının canını kurtarmak için tekrar otelin içine girmişti. Ancak oradan hiç çıkamadı yavrum. Olanları televizyondan duyar duymaz hemen Sivas’a gittim. Birsen yaralıydı ve çok ağrıyordu. Murat ise… Arkadaşlarını o yangında bırakmaktansa ölmeyi tercih ederdi ve maalesef öyle oldu. 18 yıl geçti, ancak halen yüreklerimizdeki yangın devam ediyor. Madımak Oteli utanç müzesi olmadıkça bu yangın sönmeyecek.”

Mehmet Gündüz