2 Temmuz

1-4 Temmuz 1993’te, Pir Sultan Abdal Etkinliklerinin dördüncüsü düzenlenmektedir. Tanınmış konuklar etkinliğe davet edilir. Sivas halkı, konuklarını coşkuyla karşılar. (Etkinlikler 4 gün sürecek;ilk iki günü Sivas’ta olan  etkinliklerin son iki günü ise Banaz’da gerçekleştirilecektir.)

1 Temmuz 1993 günü PSAKD’nin Genel Başkanı Murtaza Demir bir açıliş konuşması yapar. Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in konuşmasından sonra ünlü yazar Aziz Nesin sözü alır ve konuşmasını yapar. Saat: 17.00’de de Kültür Merkezi’nde Hasret Gültekin’ in dinletisinden sonra, “Çağların Pir Sultanlarından Günümüz Pir Sultanlarına“ başlığıyla düzenlenen panel başlar. Gazeteci-yazar Sami Karaören’in yönettiği panele, Asım Bezirci, Prof. Dr. Afşar Timuçin, Aydın Çubukçu ve Hüseyin Gülkanat panelist olarak katılırlar.
Pir Sultan Abdal Etkinlikleri'nin birinci günü, halkın ilgisi ve coşkusuyla noktalanır. Etkinlikleri izleyen Sivaslılar, kent dışından gelenleri evlerine konuk etme yarışına girerler. Konukların bir kısmı evlere dağılırken, bir kısmı da kalacakları otele giderler.

VE 2 TEMMUZ 1993 CUMA

Saat: 13:30 - Paşa Camii önünde görevli emniyet ekibi (3860 kodlu) tarafından, Paşa Camii ve Meydan Camii’nden, Cuma namazından çıkan 500-1000 kadar kişiden oluşan grubun dört koldan Hükümet Konağı’na doğru ilerlediklerini bildirir.
13:40- Hükümet Meydanı gerisinde oluşturulan polis barikatını aşan yaklaşık 2 bin kişi, meydanda, “Vali istifa”,”zafer İslam’ın”, ”Şeytan Aziz”, ”İslamiyet’i ezdirmeyeceğiz” vb. sloganlar atarlar.
13:55 - Sayıları yaklaşık 3 bini bulan grup, Osmanpaşa Caddesi ve Buruciye Medresesi civarında benzer sloganları yinelerler.
14:10 - 3 bin 500 dolaylarında gösterici, Kültür Merkezi önüne gelmiş içerdeki grupla slogan mücadelesi başlamış, çatışma polis tarafından önlenir.
14:40 - Kültür Merkezi’nden ayrılan grubun sayısı, 4-5 bini bulmuştur.
14:45 - Grup, Buruciye Medresesi’ne gelir.
14:50 - Buruciye Medresesi önünden Hükümet Meydanı’na geçen 6 bin dolayındaki gösterici, aynı sloganları tekrarlarlar.
15:00 - Grup, Hükümet Meydanı’ndan Atatürk Caddesi’ne yönelir.
15:10 - Atatürk Caddesi’nden yeniden Hükümet Meydanı’na gelinirken, sayı yaklaşık 8-9 bini bulmuştur.
15:30 - Hükümet Meydanı’ndan İstasyon Caddesi yoluyla Kültür Merkezi’ne gelen göstericiler, bir gün önce dikilen anıtı kısmen tahrip etmiş; Kültür Merkezi içindeki gruba taşlı sopalı saldırmışlar, saldırı polisçe, fazla büyümeden, zor kullanılarak önlenir.
15:48 - Valilik tarafından görevlendirilen Belediye Başkanı, Kültür Merkezi önündeki topluluğu sakinleştirmek için 'sözde' bir konuşma yapar ancak halk daha fazla galeyana gelmiştir.
15:55 - Hızını alamayan yaklaşık 10 bin kişilik saldırgan ve dinci-faşist güruh, Kültür Merkezi’nden İstasyon Caddesi yoluyla yeniden Hükümet Meydanı’na ve Madımak Oteli civarına gelir ve slogan atmaya devam eder.
18:00 - Madımak Oteli önünde toplanan yaklaşık 15 bin göstericiye, Valilikten gelen istek üzerine, Belediye Başkanı ve Büyük Birlik Partisi İlçe Başkanı birer konuşma yaparlar.
18:30 - Belediye İtfaiye araçları, Hükümet Meydanı’na gelmiştir.
19:14 - Kültür Merkezi önündeki heykel, belediye garajına konulmak amacıyla Meydandan geçirilirken, topluluk tarafından "Madımak Oteli" önüne getirilmiştir.
19:50 - Madımak Oteli önündeki araçlar ve heykel ateşe verilmiştir.
20:00 - Otele yaklaşmak isteyen itfaiye araçlarına, göstericiler yere yatarak engel olmuşlardır.
20:05 - İtfaiye, otele güçlükle yaklaşabilmiştir.
20:10 - Yangın Otele de sıçramıştır.
20:20 - Afyon Sokak’tan (arka taraftan) gelen itfaiye, yangını söndürmeye başlamıştır.
20:40 - Hükümet Meydanı’na gelen göstericiler, Hükümet Konağı’nı taşlamaya ve slogan atmaya başlamışlardır.
20:50 - Güvenlik kuvvetleri havaya ateş etmiş ve göstericiler dağılmaya başlamıştır.
21:00- Kalabalık, küçük gruplar halinde şehrin çeşitli kesimlerine yayılmıştır.
21:40 - Atatürk - Kongre ve Etnografya Müzesi önünde bulunan Atatürk büstü tahrip edilmiştir.
22:00 - İçişleri Bakanı Valiliğe gelerek, olaylarla ilgili bilgi almıştır.
23:00 - Valilikçe ilan edilen ”sokağa çıkma yasağı” ile birlikte, güvenlik güçleri şehirde tam bir hâkimiyet sağlamışlardır.

2 Temmuz günü, Sivas’ın Madımak Oteli’nde 37 can yakılarak katledilir. 51 kişi de katliamdan, kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtulurlar. Çatıya çıkarak yardım isteyenler arasında Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli de vardır. İtfaiyenin merdivenli arabası otele yaklaşir. Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli merdivenlerden inerlerken, Sivas Belediye Meclisi Üyesi Cafer Erçakmak ile bazı belediye görevlileri tekrar saldırıya geçerler. Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli, itfaiyenin merdivenlerinden aşağıya atılırlar. Başından yaralanan Aziz Nesin ve Lütfü Kaleli’yi linç edilmekten araya giren polisler kurtarır. Yaralılar polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürülür.

ÖNCEDEN PLANLANAN SALDIRI

Saldırı ve katliamdan iki gün önce dağıtılan bildirilerden biri şöyledir:

“MÜSLÜMAN KAMUOYUNA
“Bismillâhirrahmânirrahim
“Peygamber, mü’minlere kendi canlarından ileridir. Onun hanımları da mü’minlerin analarıdır.” (Ahzâb:6)
“Mü’minlere öz canlarından daha ileri olan Allah Resûlü (S.A.V.)’ne ve O’nun temiz zevcelerine, Allah’ın beytine (Kâbe’ye) ve kitab’ı Kur’an’a alçakça küfredilmekte ve mü’minlerin izzet ve namuslarına saldırılmaktadır.
“Dünyanın bazı bölgelerinde şeytan ve onun yandaşları olan emperyalist kâfirler, dinimize ve mukaddes değerlerimize dil uzatmaktadırlar. Bunun başını ise satılmış, mürted Salman Rüşdi köpeği çekmektedir.
“Bu şeytanî oyunlara karşı, izzetli ve duyarlı Müslümanlar yiğitçe mücadele ortaya koyarak, bu uğurda canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir.
Bu iğrenç oyunların bir uzantısı olarak ülkemizde de; AYDINLIK gazetesi denilen bir paçavrada, mel’un Rüşdi’nin figüranlığına soyunan, dünya emperyalizminin gönüllü uşağı Aziz Nesin, aynı şekilde, Kur’an’ın korunmuşluğuna dil uzatmış, Hazret-i Peygamber (S.A.V.)’in aile hayatını (hâşâ) bir genelev ortamına benzetmiş ve ümmetin anaları olan hanımlarına (hâşâ) fahişe deme cür’etinde bulunmuştur. Bu olay, dünyanın değişik yerlerinde kâfir devletler tarafından dahi kabul görmezken, basımına müsaade edilmezken, ne yazık ki laik ve ikiyüzlü T.C. Devleti tarafından yayımlanmasına izin verilmiş, ayrıca bunu kabullenmeyip protesto eden izzetli Müslümanlar,devletin polis ve jandarması tarafından coplanmış, kurşunlanmış, bir kısmı da hapishanelere atılmıştır. “Salman Rüşdi köpeği Müslümanlar’ın çok az olduğu kâfir bir ülkede korkudan sokağa çıkmaya bile cesaret edemezken, onun yerli uşağı Aziz Nesin köpeği, yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, şehrimiz Valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta Müslümanlar’la alay edercesine gezebilmektedir.
“Kâfirler şunu iyi bilmeli ki:
“İslâmın Peygamberi’ni ve kitab’ın izzetini korumak için, bu uğurda verilecek canlarımız vardır.
“Gün, Müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür.
“Gün, Allah (C.C.)’ın vahyi Kur’an-ı Kerim’e, Allah’ın meleklerine, Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed (S.A.V.)’e, O’nun ailesine ve ashabına yöneltilen çirkin küfürlerin hesabının sorulması günüdür.
“‘İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. Kâfirler de tağut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarıyla savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.’ (Nisa:76)
“Galip gelecek olanlar, şüphesiz ki Allah taraftarı olanlardır.
Saldırı ve katliam gecesi 1 Temmuz akşamı da başka bir bildiri evlere dağıtılır:
“Halkımıza Çağrı;
“Müslüman halkın yaşadığı bu ülkede, İslam için binlerce şehit verilmiş bu topraklarda, bir kesim tarafından, ‘basın özgürlüğü, düşünce hürriyeti’ adı altında, Müslümanlar’ın kutsal değerlerine sözlü veya yazılı olarak kimse saldıramaz.
“Biz Müslümanlar, canımız pahasına da olsa, bu değerlerimizi korumakta kararlıyız.
“Müslüman halkımızdan bu konularda duyarlı olup, İslam’ın değer yargılarını alaya alanlara izin vermemelerini, ne pahasına olursa olsun bunu engellemeyi dini bir görev olarak bilmelerini, bu alçaklar karşısında susulduğunda, yarın mahşerde Allah’a nasıl hesap vereceğimizi düşünmelerini istiyoruz.
“ ‘Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeyi gerekir. O’nun eşleri, onların anneleridir...’ (Ahzâb Suresi, Ayet: 6)
“ ‘Ve kâfirlerin hesapları varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır. Allah hesabı çabuk görendir.’ (Enfal Suresi, Ayet : 30) “ ‘Kâfirler istemese de, Allah nurunu tamamlayacaktır.’ (Saff Suresi , Ayet:8)
Not: Bu yazıyı okuyan, Allah rızası için çoğaltarak dağıtsın.
MÜSLÜMANLAR”

2 TEMMUZ 1993'TE MADIMAK OTELİ'NDE 'YAKILARAK' ÖLDÜRÜLENLER:

Nesimi Çimen: Üç telli curanın üstadı. Sarız 1926
Asım Bezirci: Sosyalizm ve Edebiyat. Erzincan 1927
Metin Altıok: Kara kutu, şiir, felsefe. Bergama,1941
Muhlis Akarsu: Kula kulluk yakışır mı? Kangal 1948
Behçet Aysan: Sefa’sını ölümüle öğreten şair. Ankara 1949
Muhibe Akarsu: Akarsuyum böyle miydi ahdımız? Kangal 1958
Edibe Sulari: Davut Sulari’nin yadigarı. Erzincan 1953
Uğur Kaynar: Militan, şair, elyazarı. Zara 1956
Asaf Koçak: Yok devenin kuşu, bir sır “Cop Cumhuriyeti”nin çizeri, Yerköy 1957
Erdal Ayrancı: Hep barikatın başında. Niğde 1958
Sehergül Ateş: Biz onunla baba kız değildik. O hem sırdaşım, hem yoldaşım, hem dayanağım ve gücümdü; babasının sözleri. Ankara 1953
Hasret Gültekin: Bağlama virtüözü, Koçgiri’den, Han Köyü’nden. 1965
Muammer Çiçek: Bir oyun yazdı “İnadına Yaşamak”.Yalınyazı Köyü, Zile 1967
Gülender Akça: Abidin ve Sultan’ın gözbebekleri. Divriğinin Şahin Köyü’nden, 1968
Mehmet Atay: Şahanım, şahdamarım, yangın yüreklim. Divriği 1968
Sait Metin: Uzundu, usuldu dedemin boyu. Divriği 1970
Carina Cuanna: Alevilik araştırmacısı, “yabancı değil”. Hollanda 1970
Gülsün Karababa: Babası”Kızım benden daha iyi saz çalacak” derdi. Divriği 1971
İnci Türk: Çiçek açar domur domur dal verir. Balıkesir 1971
Huriye Özkan: Havanın yüzünde semah dönerken. Ankara 1971
Murat Gündüz: Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür, en sevdiği dize.Ankara 1971
Ahmet Özyurt: Çok seviyorum düşüncelere dalmayı. Enstein gibi düşünerek kendimden geçmeyi. Kendi dizeleri. Ankara 1972
Handan Metin: Tüm güzellikleri toplayıp uzun bir yola çıktın. Ankara 1973
Yeşim Özkan: Ballıhan, erenlerin bal çiçeği. Ankara 1973
Yasemin Sivri: Kamber’in profesörü, kitap kurdu. Ankara 1974
Serpil Canik: Kuş olup güvercin donunu giyen, Uyan dağlar uyan Serpil geliyor. Ankara 1974
Serkan Doğan: Başıma kızıl bağla, arkamdan ağıt yakma anam, Ankara 1974
Belkıs Çakır: Güne Umut’tan. Ceylanlara karışıp semaha duran. Ankara 1975
Nurcan Şahin: Kim yakıştırabilir sana ölümü? Ankara 1975
Özlem Şahin: Okur, meraklı, yerinde duramaz, yaşam delisi. Ankara 1976
Asuman Sivri: Semah, semah tutkunu, abisinin delisi. Ankara 1977
Menekşe kaya: Sazı elinde İsmail’in.Ötme bülbül ötme gönlüm şen değil. Ankara 1977
Koray Kaya: Pir Sultan’ın genç şehidi. Ve hep öyle kalacak. Ankara 1981
Yanyana öldüler.
Ve yanyana gömüldüler
Karşıyaka’da. Karşıyaka’nın onur gülleri, direnç gülleri, Pir Sultan Şehitleri...


Sivas yaşandıktan sonra ülke’yi yönetenler öyle sözler ettiler ki; en az katliam kadar korkunçtu,


“GÜVENLİK GÜÇLERİ İLE HALKI KARŞI KARŞIYA GETİRMEYİN!”

Dönemin Cumhurbaşkanı : Süleyman Demirel

“OTELİ SARAN VATANDAŞLARIMIZA BİR ŞEY OLMAMIŞTIR!”

Dönemin Başbakanı: Tansu Çiller

Yargılama


Olaydan bir gün sonra 35 kişi gözaltına alındı. Daha sonra gözaltına alınanların sayısı 190'a çıktı. Gözaltına alınan 190 kişiden 124'ü hakkında "laik anayasal düzeni değiştirip din devleti kurmaya kalkışma" suçlamasıyla dava açıldı, geri kalanlar serbest bırakıldı. Kamuoyunda Sivas Davası olarak bilinen davanın ilk duruşması, Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde 21 Ekim 1993 günü yapıldı. 26 Aralık 1994'te karara bağlanan dava sonucunda, 22 sanık hakkında 15'er yıl, 3 sanık hakkında 10'ar yıl, 54 sanık hakkında 3'er yıl, 6 sanık hakkında 2'şer yıl hapis cezası, 37 sanık hakkında da beraat kararı verildi.
Müdahil avukatlar, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını "taraflı, hukuka ve adalete aykırı" olarak niteleyerek, ayrıntılı bir savunmayla temyize gittiler.Yargıtay 9. Ceza Dairesi katliamın "Cumhuriyete, laikliğe ve demokrasiye yönelik olduğunu" belirterek Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını esastan bozdu. Ankara 1 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyarak yargılamayı yeniden başlattı.
28 Kasım 1997'de açıklanan kararda, 33 sanık Türk Ceza Yasası'nın 146/1 maddesine göre idama  ve 14 sanık 15 yıla kadar değişen hapis cezasına mahkûm edildi. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 24 Aralık 1998'de hapis cezalarını onadı, 33 idam cezasını ise usul noksanlıkları nedeniyle bozdu. Şubat 1999 tarihinde usul eksikliklerinin giderilmesi için başlayan yargılama sonucunda 16 Haziran 2000'de 33 sanık Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce yeniden idam cezasına çarptırıldı. 2002 yılında idam cezasının yürürlükten kaldırılmasıyla idam cezası hükümlülerinin cezaları müebbet ağır hapis cezasına çevrildi.
Sanıkların avukatlığını üstlenenler arasında olan Refahyol iktidarının Adalet Bakanı Şevket Kazan, bakanlığı sırasında onları hapishanede ziyaret etti.Geniş avukat listesinde çok sayıda Refah Parti üyesi ve yöneticisi olması eleştiri konusu oldu. Bu avukatlar ilerleyen yıllarda AKP ve Saadet Partisi 'ne katıldılar ve içlerinden üst yönetim görevlerine yükselenler oldu.
Geçen bu zaman zarfı içerisinde sanık sayısı tahliyelerle 33'e düştü.Olayın kilit ismi olarak nitelendirilen, dönemin Sivas Belediye Meclisi üyesi Cafer Erçakmak ve Yargıtay'ın 1997'deki bozma kararından sonra firar eden 8 sanık ise halen yakalanamamıştır. Davanın firari olan 5 sanık ile ilgili kısmı, 13 Mart 2012 tarihinde zaman aşımından düşürülmüştür.
Sivas Davası İstiklal Mahkemeleri sonrasında, tek bir davada, bu kadar çok idam cezasının verildiği ilk davadır.